İçeriğe geç

Kargoda ne gönderilmez ?

Bir Kargo Kuyruğunda Başlayan Gün

Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava ne kadar güneşli olursa olsun, insanın içine işleyen bir serinlik vardır burada. O gün de öyleydi. Elimde küçük bir kutu, cebimde buruşturulmuş bir adres kâğıdıyla kargo şubesinin önünde duruyordum. İçimde garip bir huzursuzluk vardı; sanki bu sıradan bir gönderi değil de hayatımda bir şeyin yönünü değiştirecek bir anın eşiğindeydim.

25 yaşındayım. Günlük tutarım. Çok konuşmam ama yazdığımda içimden ne geçiyorsa saklamam. O yüzden bu kutuya bakarken hissettiklerim de kolay gizlenmiyordu: heyecan, biraz umut ve tuhaf bir kırılganlık.

Kargonun içindeki şey aslında basitti. Ama benim için basit değildi. Birkaç mektup, bir parça fotoğraf, küçük bir hatıra defteri… Bir de son anda eklediğim küçük bir şişe parfüm. O parfümün kokusu bile bir insanı hatırlatıyordu bana. Gönderirsem sanki biraz daha uzaklaşacakmış gibi hissettim. Göndermezsem de içimde kalacaktı.

Kuyruk ilerliyordu ama ben olduğum yerde sayıyordum.

Kargonun içine sığmayan şeyler

Şubenin içine girdiğimde o klasik kargo kokusu yüzüme çarptı: karton, bant ve aceleyle paketlenmiş hayatlar. Herkes bir şeyler gönderiyordu ama kimse ne gönderdiğinin duygusunu taşımıyordu sanki. Sadece “gitsin yeter” hali vardı.

Sıra bana geldiğinde kutuyu tezgahtaki görevliye uzattım. Göz ucuyla baktı, sonra barkod cihazını eline aldı.

“İçinde ne var?” diye sordu.

O an duraksadım. Çünkü cevap basit değildi.

“Mektup… birkaç kişisel eşya… bir de parfüm.”

Parfüm kelimesini söyler söylemez yüzündeki ifade değişti. Ne sertti ne yumuşak; daha çok alışılmış bir kontrol refleksiydi.

Kutuyu açmamı istedi.

İşte o an içimde bir şey sıkıştı. Sanki sadece bir kutu değil, bir hatıra açılacaktı. Yavaşça bantları söktüm. İçindeki defteri, fotoğrafları ve o küçük şişeyi tek tek çıkardım.

“Bazı şeyler gönderilemez,” dedi sakin bir sesle.

O cümle kulağıma basit bir kural gibi değil de hayatın kendisi gibi geldi.

Gönderilemeyen Paket

“Ne demek gönderilemez?” dedim istemsizce. Sesim biraz yükseldi, fark ettim ama geri alamadım.

Görevli bana sabırlı bir ifadeyle baktı.

“Yanıcı maddeler var. Parfüm gibi sıvılar bazı gönderilerde kabul edilmiyor. Özellikle uluslararası ya da belirli kargo sınıflarında.”

O an içimdeki hayal kırıklığını tarif etmek zor. Çünkü mesele parfüm değildi aslında. Mesele, onun temsil ettiği şeydi. Bir insanı hatırlatan bir kokunun, bir şişeye hapsedilip gönderilememesiydi.

Elimde o küçük şişeye baktım. Sanki “sen bile gidemiyorsun” der gibi duruyordu.

İçimden geçenleri saklamadım.

“Bazen insan da gönderilemiyor zaten,” dedim düşük bir sesle.

Görevli hiçbir şey demedi. Belki çok duyduğu bir cümleydi, belki de hiç duymadığı ama anladığı bir şeydi.

O an şunu düşündüm: Kargoda ne gönderilmez?

Sadece parfüm değil.

Bazı anılar gönderilmez.

Bazı kırgınlıklar paketlenmez.

Bazı insanlar, ne kadar uğraşırsan uğraş, bir kutuya sığmaz.

Kargoda ne gönderilmez sorusunu öğrenmek

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kargo'da at ne demek ?

O gün orada, küçük bir şube köşesinde, hayatımın en garip derslerinden birini aldım. Kargo listeleri varmış. Kurallar varmış. Sıvılar, yanıcı maddeler, bataryalar, tehlikeli ürünler…

Ama kimse duyguların listesine bakmıyormuş.

Görevli bana küçük bir broşür uzattı. Üzerinde “Gönderimi yasak ürünler” yazıyordu. Göz gezdirdim:

Yanıcı maddeler

Patlayıcılar

Aküler ve bazı elektronik bataryalar

Kimyasal içerikler

Uygunsuz sıvılar

Okurken gülümsedim. Çünkü hiçbir yerde “yarım kalmış duygular gönderilemez” yazmıyordu.

Parfümü geri koyarken içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Sanki bir şey tamamlanmamıştı.

Ama asıl mesele şuydu: Ben o paketi göndermek istemiyordum artık. Sanki gönderirsem tamamen bitecekmiş gibi hissediyordum.

Beklemek

Kargodan çıktığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme vurdu. Elimde aynı kutu vardı ama artık başka bir ağırlık taşıyordu. İçinde gönderilemeyen bir şey değil, gönderilmekten vazgeçilen bir his vardı.

Yolda yürürken telefonum çaldı. Açmadım. Bazen bazı sesler, cevap vermemekten daha ağır gelir.

Eve gittiğimde kutuyu masaya koydum. Açmadım. Sadece baktım.

Defteri elime aldım. Günlüklerimi yazdığım defterlerden biriydi. Sayfalarını çevirdim. İçinde onunla ilgili yazdığım satırlar vardı. Bazen uzun uzun anlatmışım, bazen tek cümleyle geçiştirmişim.

“Bugün yine aklıma geldi.”

“Konuşmadık.”

“Keşke gitmeseydi.”

Okudukça içimdeki hayal kırıklığı büyümedi, garip bir şekilde hafifledi.

Çünkü fark ettim ki, bazı şeyler gönderilmek için değil, taşınmak için vardır.

Kargoya verilmeyen şeyler aslında insanın içinde kalır.

Sonrası

Aradan günler geçti. Kutu hâlâ masanın üstündeydi. Bir noktadan sonra o kutu artık bir gönderi değil, bir hatıra oldu.

Parfümü geri dolaba koydum. Ama her açtığımda o anı hatırladım: kargo şubesindeki o cümleyi, “gönderilemez” kelimesini, yüzüme çarpan o gerçekliği.

Hayatımda ilk defa şunu bu kadar net düşündüm: Kargoda ne gönderilmez?

Sadece kurallarla sınırlı şeyler değil.

Bazen insanın kalbi de gönderilemez.

Bazen bir şehirden başka bir şehre mektup gidebilir ama içindeki eksiklik gitmez.

Bazen bir şişe parfüm yasaktır ama asıl yasak olan, onun hatırlattığı kişiye ulaşamamaktır.

O gün şunu öğrendim: Her şeyi paketleyemezsin.

Bazı duygular bantlanmaz.

Bazı anlar kutuya girmez.

Ve bazı insanlar… hiçbir kargoya sığmaz.

Ama yine de insan yazmaya devam eder. Çünkü yazmak, gönderemediğini bile taşımaktır.

Bu yazımızda “Kargoda ne gönderilmez” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Fbist sayfamızı takip etmeye devam edin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://soomaliforum.com https://cines.com.tr https://gocreativ.com.tr Sitemap
betexper girişbetexpergir.net