Karınca Yuvası Hangi Yönü Gösterir? Kayseri’de Bir Günün İçinden Başlayan Hikâye
Şehrin kenarında başlayan sessiz bir arayış
Kayseri’nin o sert rüzgârı yüzüme vururken, çocukluğumdan beri içimde taşıdığım bir alışkanlıkla yere bakıyordum. İnsanlar genelde gökyüzüne bakar, ben ise toprağa takılı kalırım. Belki de bu yüzden hayatı hep biraz gecikmeli anlıyorum.
O gün de öyleydi. Şehrin biraz dışında, eski demiryolu hattına yakın bir yerde yürüyordum. Cebimde defterim vardı; her zamanki gibi bir şeyler yazmak istiyordum ama kelimeler sanki içimde donmuş gibiydi. Hayatımda bir şeyler eksikti ama ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Sadece hissediyordum.
Tam o sırada fark ettim: küçük bir karınca yuvası.
İlk bakışta sıradan bir toprak yığını gibi duruyordu ama eğildiğimde içimde garip bir merak uyandı. Sanki o küçük tepecik bana bir şey anlatmak istiyordu.
Karınca yuvası hangi yönü gösterir sorusuyla başlayan merak
Çocukken dedem anlatırdı. “Karınca yuvası hangi yönü gösterir bilir misin?” derdi ve sonra kendisi cevap verirdi: “Eğimi güneyi gösterir.”
O zamanlar bunun ne demek olduğunu tam anlamazdım. Sadece doğanın da bir dili olduğunu hissederdim. Ama yıllar geçtikçe bu bilgi, zihnimde basit bir doğa gözleminden çok daha fazlasına dönüştü. Bir tür yön bulma sezgisi gibi…
O gün yere eğildiğimde, o eski cümle yeniden aklıma geldi.
“Karınca yuvası hangi yönü gösterir?”
Elimle toprağa dokundum. Bir tarafı daha dik, diğer tarafı daha yumuşaktı. İçimde garip bir heyecan yükseldi. Sanki kaybolmuş bir harita bulmuşum gibi hissettim. Ama aynı anda bir hayal kırıklığı da vardı; çünkü hayatımda yönünü bulamayan sadece ben değildim sanıyordum, meğer doğa çoktan bir yol çizmişti.
Kayseri’nin rüzgârı, içimdeki karışıklık
O gün içimde taşıdığım şey sadece merak değildi. Daha derin, daha ağır bir şey vardı.
Geçen ay hayatımda önemli bir şey bitmişti. Adını koymak istemediğim bir ilişki… Belki de bitişi kabul etmek istemediğim için sürekli geciktirdiğim bir vedaydı bu. Günlerdir kendime bile söyleyemediğim şeyler vardı.
“Ben nereye gidiyorum?”
“Yanlış yönü mü seçtim?”
“Hayatımın eğimi nerede?”
Karınca yuvasına bakarken bu sorular daha da büyüdü. Çünkü doğa bana bir şey söylüyordu gibi hissediyordum: yön var, sadece bakmayı bilmek gerekiyor.
Toprağın sessiz dili
Yere daha dikkatli baktım. Karınca yuvasının bir tarafı güneş alıyordu, diğer tarafı gölgede kalıyordu. O an dedemin sözleri daha netleşti zihnimde. Kuzey rüzgârı sert eser, güney tarafı daha ılıktır. Karıncalar da yuvalarını buna göre şekillendirirmiş.
“Karınca yuvası hangi yönü gösterir?” sorusu artık basit bir bilgi gibi değildi. Bu, doğanın hayatta kalma zekâsıydı.
Ama benim içimde başka bir şey vardı. Ben yönümü doğadan değil, insanlardan öğrenmeye çalışmıştım. Yanlış yerden umut beklemişim gibi hissettim.
Bir süre öylece oturdum. Rüzgâr yüzümü keserken gözlerim doldu. Bunu saklamadım. Zaten saklayacak halim de yoktu.
Günlüğümde ilk satır: kaybolmak
Çantamdan defterimi çıkardım. Sayfayı açtım ve yazmaya başladım:
“Bugün bir karınca yuvasına baktım. Küçücük bir tepe bana hayatımda eksik olan şeyi hatırlattı: yön.”
Kalem durdu.
Bir süre yazamadım.
Sonra devam ettim:
“Belki de kaybolmak sandığım şey, aslında durup bakmam gereken bir işaretti.”
İçimde garip bir rahatlama hissettim. Yazmak bazen insanı iyileştirmez ama içindeki düğümü biraz gevşetir. O an öyle oldu.
Karınca yuvası ve insanın yön arayışı
Doğa mı yol gösterir, insan mı kaybolur?
Karınca yuvasına tekrar baktım. O küçük tepecik bana insan hayatını hatırlattı. Dışarıdan basit görünen ama içinde inanılmaz bir düzen taşıyan bir yapı…
İçimden şu geçti:
Belki de biz insanlar, yönü dışarıda aradığımız için kayboluyoruz.
“Karınca yuvası hangi yönü gösterir?” sorusu artık sadece bir doğa bilgisi değil, bir hayat sorusu olmuştu benim için. Çünkü yön dediğimiz şey bazen pusulada değil, durduğumuz yerde saklıydı.
Ben hep bir yere varmak istiyordum. Oysa varmak değil, durup görmek gerekiyormuş.
Bir anı: dedem ve eski tarlalar
İlgili Makale: Karınca kahveden kaçar mı ?
Birden çocukluğum geldi aklıma. Dedemle gittiğimiz tarlalar… O zamanlar toprağın ne kadar canlı olduğunu bilmezdim. Sadece oyun alanı sanırdım.
Dedem eğilip toprağa bakar, “Bak,” derdi, “doğa hep konuşur ama herkes duyamaz.”
O zamanlar gülüp geçerdim. Şimdi ise o cümle içimde yankılanıyordu.
Karınca yuvasının yönünü anlatırken aslında bana hayatı öğretmişti.
Görmediğim şeyleri şimdi görmek
Şimdi anlıyorum ki, bazı bilgiler çocukken kulağa basit gelir ama yıllar sonra insanın kalbine ağır gelir. “Karınca yuvası hangi yönü gösterir?” sorusu da onlardan biri.
O gün bunu sadece bir bilgi olarak değil, bir işaret olarak gördüm.
İçimde kırılan şeyler ve yeniden kurulan umut
Hayal kırıklığının sessizliği
Bir süre sessiz kaldım. İçimdeki kırılma netleşiyordu. Yanlış insanlar, yanlış beklentiler, yanlış yönler…
Hepsi birer karınca yuvası gibi zihnimde sıralandı. Her biri farklı bir tepe, farklı bir yön…
Ve ben hepsine bakıp “doğru bu” demiştim.
Bu düşünce içimi acıttı. Ama aynı zamanda beni uyandırdı.
Umut dediğimiz şey belki de bir yön bulma çabasıdır
Güneş hafifçe batıya kayıyordu. Işık değişince karınca yuvasının gölgesi uzadı. O an düşündüm:
Belki de umut, doğru yönü bulmak değil; yanlış yönlerde bile yürümeye devam etmektir.
Ama yine de içimde bir şey değişmişti. Artık daha dikkatli bakıyordum hayata.
“Karınca yuvası hangi yönü gösterir?” sorusu artık sadece dışarıya bakmak değildi. İçime bakmayı da öğretmişti.
“Karınca ne kadar kaldırabilir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Fbist olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Yürüyüşün sonu, başlangıcın başlangıcı
Topraktan kalkarken
Yavaşça ayağa kalktım. Ayakkabımın altındaki toprak ses çıkardı. Sanki o küçük karınca yuvası bana son bir şey söylemişti.
Bakmayı öğren.
Ben de yürümeye başladım.
Ama bu kez farklıydı.
Kaybolmuş hissetmiyordum. Tam olarak bulunmuş da değildim. Ama arada bir yerdeydim. Ve bu kez o arada olma hali beni korkutmuyordu.
Şehre dönüş ve içimdeki değişim
Şehre geri dönerken Kayseri’nin ışıkları uzaktan görünüyordu. Her şey aynıydı ama ben değişmiştim.
Cebimde defter, içimde sessiz bir farkındalık vardı.
Karınca yuvası hâlâ aklımdaydı. Küçük bir tepecik… Ama bana koca bir yön duygusu bırakmıştı.
“Karınca yuvası hangi yönü gösterir?” sorusu artık bir merak değil, bir hatırlatma olmuştu.
Hayatın yönü bazen dışarıda değil, insanın durup baktığı yerde saklıydı.
Ve ben o gün ilk kez gerçekten baktım.