İçeriğe geç

Koru nasıl bir yer ?

Koru nasıl bir yer? İlk izlenim: “Burası bana biraz fazla düzenli geldi…”

Bazı yerler vardır, ilk adımını attığın anda sana “ben buradayım ve hayatımı rayına koydum” diye bağırır. Koru da onlardan biri gibi. İlk geldiğimde iç sesim net konuştu:

“Burası İzmir Alsancak değil… burada insanlar sabahları gerçekten erken kalkıyor olabilir.”

Bir İzmirli olarak bu cümle biraz ağır. Çünkü bizde sabah, güneşle değil kahveyle başlar. Ama Koru’ya gelince işler değişiyor. Sokaklar daha sessiz, insanlar daha planlı, trafik daha “ben buradayım ama kavga etmeye gelmedim” modunda.

Ve en önemlisi: Koru nasıl bir yer? sorusu kafamda dönerken, cevaplar birer birer sahneye çıkmaya başlıyor.

Koru nasıl bir yer? Günlük hayatın sessiz ama disiplinli tiyatrosu

Koru’da sabah yürüyüşüne çıkan insanları izlemek ayrı bir deneyim. Sanki herkes gizli bir görevde.

Ben? Ben genelde yürüyüşü “niyet edip yarıda bırakanlar kulübü başkanıyım.”

Bir sabah kendi kendime dedim ki:

“Bugün kesin yürüyüş yapıyorum.”

Beş dakika sonra bankta oturmuş, “insan neden koşar ki zaten?” felsefesine geçmişim.

Yanımdan geçen biri kulaklıkla koşuyor, yüzünde kararlılık. İç sesim hemen araya giriyor:

“Bak işte disiplin… bizde o yok.”

Koru nasıl bir yer? sorusunun cevabı biraz da burada gizli: burada insanlar kendini ciddiye alıyor ama abartmıyor. Bir denge var. Benim gibi “hayatı akışına bırakayım ama akış beni nereye götürür bilmiyorum” tipler için bile hafif baskın bir düzen hissi var.

Kafeler, banklar ve hayatı sorgulama üçgeni

Koru’da bir kafeye oturuyorsun ve fark etmeden 2 saat geçmiş oluyor. Ama bu 2 saatte ne yaptığını sorarsan cevap yok.

Kahve içtim

Biraz etrafa baktım

Telefonu açtım kapattım

Hayatımı düşündüm ama çözemedim

Klasik.

Yan masada 40’lı yaşlarda biri laptopla çalışıyor, diğer masada genç bir çift tartışıyor:

“Sen beni hiç dinlemiyorsun!”

“Dinliyorum ama Wi-Fi çekmiyor gibi…”

Benim masa? Ben ve varoluşsal boşluk.

Koru nasıl bir yer? diye sorarsan, biraz “sessiz şehir terapisi” gibi. Kimse sana bir şey söylemiyor ama sen kendinle fazlasıyla konuşuyorsun.

Koru nasıl bir yer? Sosyal hayat: kontrollü sosyallik

Koru’da sosyal hayat var ama İzmir’in “her şey spontane, hadi çıkıyoruz 5 dakika sonra sahildeyiz” enerjisi yok. Burada her şey biraz planlı.

Arkadaşımı arıyorum:

“Çıkalım mı?”

Cevap:

“Yarın 18.30 uygun mu?”

İç ses:

“Bu ciddiyet ne? Biz duygusal olarak hazır değiliz.”

Ama işin güzel tarafı şu: insanlar birbirine daha saygılı, daha sakin. Kimse kimseye bağırmıyor, herkes bir tür “içsel huzur sözleşmesi” imzalamış gibi.

Bir akşam arkadaşla yürürken konuşma:

– “Burası çok sakin ya.”

– “Evet, bazen fazla bile.”

– “Sessizlik bile organize burada.”

– “Korkutucu ama güzel.”

Koru nasıl bir yer? sorusuna sosyal açıdan cevap: “Dramasız ama biraz steril bir huzur alanı.”

Ulaşım ve o klasik ‘ben neredeyim?’ hissi

İlk geldiğim gün Google Maps’e baktım. Harita bana baktı, ben haritaya baktım.

“Burada gerçekten yaşıyor muyum?” sorusu geldi.

Toplu taşıma düzenli. Bu bile başlı başına şaşırtıcı bir olay. İzmir’de “otobüs geldi mi?” sorusu bir tür meditasyonken burada daha net bir sistem var.

Ama yine de benim yön duygum:

Kuzey = yanlış taraf

Güney = belki doğru

Doğu = panik

Batı = eve dönüş ihtimali

Bir gün yanlış durakta inip 20 dakika yürüdüm. İç ses:

“Bu yürüyüş müydü yoksa kaybolma simülasyonu mu?”

Koru nasıl bir yer? sorusunun ulaşım cevabı: “Seni çok zorlamayan ama yine de ara sıra ‘ben neredeyim’ dedirten kontrollü bir düzen.”

Koru nasıl bir yer? Mahalle kültürü ve insan profili

Koru’da insan profili biraz karışık ama uyumlu. Spor yapanlar, çalışanlar, çocuklu aileler, köpeğini gezdirenler…

Ve ben:

“Hayatı anlamaya çalışan 25 yaş krizi temsilcisi.”

Bir gün markette sıra beklerken önümdeki kişi alışveriş listesini kontrol ediyordu. Ben ise sadece iki ürün almışım:

su

“bir şeyler yaparım belki diye umut”

Kasiyer bana baktı, ben kasiyere baktım. Sessiz bir anlaşma:

“Sen de bilmiyorsun, ben de bilmiyorum.”

Koru nasıl bir yer? burada biraz da “herkesin kendi düzeninde ama kimsenin birbirine çarpmadığı bir yaşam modeli” gibi.

Köpekler, parklar ve hayatın daha basit hali

Daha Fazlası İçin: Kalp kası nasıl kuvvetlendirilir ?

Koru’da köpekler bile daha huzurlu gibi. Sanki onlar da terapiye gitmiş.

Parkta otururken bir köpek yanıma geldi, baktı ve gitti. İç ses:

“Beni bile analiz etti.”

Çocuklar oynuyor, bisiklet sürenler var, insanlar banklarda sessizce oturuyor. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor.

Bir an düşündüm:

“Ben neden bu kadar gerginim?”

Cevap yok.

Koru nasıl bir yer? sorusunun en net cevabı belki de burada: “Seni sakinleştirmeye çalışan bir ortam, ama sen hâlâ kendi iç kaosunu taşıyorsun.”

Koru nasıl bir yer? Gece olunca değişen atmosfer

Gündüz başka, gece başka.

Gece Koru biraz daha yumuşuyor. Işıklar sakin, sokaklar sessiz, arabalar az.

Bir akşam yürürken kendi kendime mırıldanıyorum:

“Burası film seti mi yoksa gerçek hayat mı?”

Yanımdan geçen biri köpeğini gezdiriyor. Köpek bana bakıyor, ben köpeğe bakıyorum.

İç ses:

“Bu bakışma fazla anlamlı oldu.”

Gece Koru’da en garip şey şu: sessizlik seni rahatsız etmiyor ama seni düşünmeye zorluyor. Bu iyi mi kötü mü hâlâ karar veremedim.

Kendi iç sesimle Koru sohbeti

– İç ses: “Burası güzel aslında.”

– Ben: “Evet ama fazla sakin değil mi?”

– İç ses: “Sen zaten kaos seviyorsun.”

– Ben: “Haklısın ama kaos da yoruyor.”

– İç ses: “O zaman alış.”

– Ben: “Kolay mı?”

– İç ses: “Değil.”

Koru nasıl bir yer? sorusu burada kişisel bir hesaplaşmaya dönüşüyor.

Koru nasıl bir yer? Artıları, eksileri ve arada sıkışan ben

Koru’nun artıları net:

Temiz ve düzenli

Sakin

Güvenli hissi yüksek

Sosyal alanlar dengeli

Ama eksileri de var:

Fazla sessizlik bazen düşündürücü

Spontane hayat biraz az

“Bugün ne yapıyoruz?” sorusu bazen cevapsız kalabiliyor

Ben ise ortadayım:

“Ne çok kaos, ne çok düzen… ikisinin ortasında bir yer var mı?”

Koru sanki tam orası.

İzmir’den bakınca Koru

İzmir’de hayat biraz daha “akışına bırakılmış sanat eseri” gibidir. Koru ise “planlanmış minimal tasarım.”

İkisini kıyaslamak bile eğlenceli:

İzmir: “Çıkalım sahile gidelim”

Koru: “Önce 17.45, sonra 18.00 uygun mu?”

Ben bu geçişte biraz zorlanıyorum ama bir yandan da şunu fark ediyorum:

Düzen bazen insanı toparlıyor.

Fbist ekibi olarak “Koru nasıl bir yer” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!

Koru nasıl bir yer? Son hissiyat: sessiz ama derin

Koru’yu anlatmak kolay değil. Bir yandan çok sıradan, bir yandan da insanın içini kurcalayan bir tarafı var.

Burada yürürken, otururken, bir kafede kahve içerken sürekli aynı düşünce geliyor:

“Ben neredeyim ve aslında nereye gidiyorum?”

Ama bu soru korkutucu değil. Daha çok hafif bir farkındalık gibi.

Koru nasıl bir yer? sorusu belki de en net şu şekilde hissediliyor:

fazla bağırmayan ama sürekli kendini hatırlatan bir yaşam alanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://soomaliforum.com https://cines.com.tr https://gocreativ.com.tr Sitemap
betexper girişbetexpergir.net