İçeriğe geç

Keklik gibi şarkısı kimin ?

“Keklik gibi şarkısı kimin” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Fbist olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçimde Biriken Sesler

Yine bir Fbist içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Keklik gibi şarkısı kimin”.

Kayseri’de kışın akşamları her zaman biraz ağır gelir. Sokak lambalarının sarı ışığı, karın üstüne düşerken bile insanın içine işleyen bir yalnızlık bırakır. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar çocukluğumdaki gibi camın kenarına oturup dışarıyı izlerim. O anlarda içimde bir şeyler eksikmiş gibi hissederim ama ne olduğunu tam olarak adlandıramam.

Bugün yine öyle bir akşamdayım. Günlüğümü açtım, kalem elimde ama yazmakla yazmamak arasında gidip geliyorum. Çünkü bazı duygular kâğıda dökülünce daha da gerçek oluyor ve ben her gerçeği taşımaya hazır değilim. Ama yine de yazıyorum.

Çünkü bazı şarkılar var, insanın içine işliyor. Ve bazı sorular var, cevabını bilsen bile geçmiyor.

“Keklik gibi şarkısı kimin?”

Bu soru bugün yeniden karşıma çıktı. Eski bir anının içinden, yarım kalmış bir cümlenin arasından sızdı sanki.

Bir Kasetçalar, Eski Bir Ev ve Yarım Kalan Bir Hikâye

Çocukluğumun geçtiği evde, salonun köşesinde eski bir kasetçalar vardı. Annem temizlik yaparken bazen onu açar, eski şarkılar dinlerdi. O zamanlar müzik benim için sadece ses demekti. Ne anlamını bilirdim ne de hatırasını.

Bir gün o kasetçaların içinden farklı bir ezgi yükseldi. Neşeli ama biraz da hüzünlüydü. Sanki biri hem gülüyor hem de içten içe ağlıyordu. Anneme sormuştum:

“Bu şarkı ne?”

O da gülümseyerek “Keklik gibi” demişti.

O an sadece ismini öğrenmiştim ama anlamını hiç bilmiyordum. Yıllar sonra bile o melodi bazen zihnimin bir köşesinde ansızın çalıverdi. Ve ben her seferinde aynı soruya döndüm:

“Keklik gibi şarkısı kimin?”

İnternette aradığımda, sadece bir isim öğrenmekten fazlasını bekliyordum aslında. Bir hikâye, bir geçmiş, belki de kendime dair bir iz.

Kayseri Sokaklarında Yankılanan Eski Ezgiler

Geçen hafta Talas tarafında yürürken bir kafeden o şarkının melodisini duydum. Kulaklarım bir anda geçmişe kilitlendi. Sanki zaman çizgisi kırıldı ve ben bir anda çocukluğumun salonuna geri döndüm.

İçeri girmedim. Sadece kapının önünde durdum. İnsanlar gülüyordu, konuşuyordu ama ben o seslerin arasından sadece melodiyi seçebiliyordum. O an içimde garip bir şey oldu; hem huzur hem de eksiklik.

Çünkü bazı şarkılar sadece dinlenmez, hatırlatır. Ve o hatırlattığı şey her zaman güzel değildir.

O an yine sordum kendime:

“Keklik gibi şarkısı kimin ve neden beni bu kadar içine çekiyor?”

Cevap yoktu. Ama içimde bir yerlerde, cevabı aslında bildiğimi hissediyordum.

Bir Günlüğün Sayfalarına Düşen Duygular

O gece eve döndüğümde günlüğüme uzun uzun yazdım. Normalde kısa cümlelerle geçiştirdiğim şeyleri bu kez saklamadım.

“Bugün bir şarkı duydum. İçimde eski bir yara gibi açıldı. Nedenini bilmiyorum ama içim sıkıştı. Sanki geçmişim bana seslendi.”

Kalem durmadı. Çünkü bazı duygular konuşmak istemez, sadece yazılmak ister. Ve ben yazdıkça biraz daha hafiflediğimi hissettim.

Ama yine de aklımdan çıkmayan tek şey vardı:

“Keklik gibi şarkısı kimin?”

Bu soru artık sadece bir bilgi arayışı değil, bir duygunun adı olmuştu.

Bir Şarkının Peşinde Kaybolmak

Ertesi gün işe giderken otobüste kulaklığımı taktım. YouTube’da rastgele listeler açtım ama bilinçli olarak o şarkıyı aramadım. Çünkü bazen insan bir şeyi bulmak istemez; sadece onun etrafında dolanmak ister.

Ama hayat garip bir şekilde insanın önüne hep aynı şeyi çıkarır.

Bir anda o melodi yeniden başladı.

Bu kez daha netti. Daha yakındı. Sanki yıllardır kaçtığım bir duygu beni yakalamıştı.

Gözlerimi kapattım. Kayseri’nin gri sabahı otobüs camından akarken içimde çocukluğum, gençliğim ve bugünkü yalnızlığım aynı anda birleşti.

Ve yine o soru:

“Keklik gibi şarkısı kimin?”

Ama artık bu sorunun cevabı beni eskisi gibi rahatsız etmiyordu. Aksine, o sorunun içinde garip bir sıcaklık vardı.

Hatıraların İçinde Saklı Bir Yüz

O gün akşam ailemin evine uğradım. Annem mutfakta yemek yapıyordu. Evde hafif bir radyo sesi vardı. Eski şarkılar çalıyordu.

Tam o sırada yine o melodi çıktı.

İçimden bir şey koptu ama bunu belli etmedim.

Annem fark etti.

“Sen severdin bu şarkıyı küçüklüğünde,” dedi.

O an durdum. Çünkü aslında hatırlamadığımı sanıyordum ama bedenim hatırlıyordu.

Oturup dinledim. Annem anlatmaya başladı. Bu şarkının eski kasetlerde, düğünlerde, köylerde çalındığını söyledi. Bir dönem insanların diline dolanan, sonra yavaş yavaş unutulan bir ezgi olduğunu anlattı.

Ama yine de en çok aklımda kalan şey şuydu:

“Keklik gibi şarkısı kimin?” sorusunun cevabını öğrenmek değil, o şarkının bende bıraktığı hissi anlamaktı.

İçimde Açılan Sessiz Bir Boşluk

Eve döndüğümde kendimi garip bir boşlukta hissettim. Sanki bir şey bulmuş ama aynı zamanda daha fazlasını kaybetmiş gibiydim.

Çünkü bazı cevaplar insanı tatmin etmez. Sadece yeni sorular doğurur.

O gece pencereden dışarı bakarken Kayseri’nin soğuğu camı çiziyordu. İçimde bir cümle tekrar tekrar dönüyordu:

“Bazı şarkılar insanı geçmişine götürmez, geçmişini yeniden yaratır.”

Ve ben o an anladım ki, mesele sadece bir şarkının kime ait olduğu değildi.

Asıl mesele, onun beni nereye götürdüğüdü.

Şarkının İsmi Değil, Bende Bıraktığı İz

Günler geçtikçe o şarkı hayatımın bir köşesine yerleşti. Ne tamamen dinliyorum ne de tamamen unutuyorum. Arada bir bir yerlerden çıkıyor ve beni kendime getiriyor.

Artık “Keklik gibi şarkısı kimin?” sorusunu daha az soruyorum.

Çünkü cevabın bir isimden ibaret olmadığını öğrendim.

O şarkı benim için artık bir dönem, bir ev, bir çocukluk, biraz annemin sesi, biraz da kendi iç sesim.

Ve belki de en önemlisi, Kayseri’nin soğuk akşamlarında içimi ısıtan tek şey.

Son Bir Bakış

Bugün yine günlüğümü kapatmadan önce dışarı baktım. Şehir aynı şehir ama ben aynı kişi değilim.

Bazı şarkılar insanı değiştirmez. Sadece kim olduğunu hatırlatır.

Ve ben artık biliyorum ki, o şarkı ne zaman çalsa, içimde bir yerlerde çocuk halim kısa bir süreliğine geri dönüyor.

Belki de mesele hiçbir zaman “Keklik gibi şarkısı kimin?” sorusuna cevap bulmak değildi.

Mesele, o sorunun içinde kendimi bulmaktı.

Önerdiğimiz İçerik: Keklik gibi kanadımı süzmedim nerenin türküsü ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://soomaliforum.com https://cines.com.tr https://gocreativ.com.tr Sitemap
betexper girişbetexpergir.net